Sanem UÇAR
» Biyografi
» Yazılar
 


 
Yazılar

İlizyon

Biliyormusun bir sevgilim beni "artık eskisi gibi neşeli değilsin " diyerek terk etmişti.Cümleleri bu kadar kısa ve net değildi lafı uzatmamasını söyleyerek kendisini güldürme görevimden istifa ettiğimi söylemiştim.



Son kez görmüştüm gülümseyişini ve her zaman çok özel olacağımı söylemişti bir de...

Komik bir tarafım olduğunu hep söylemişlerdir. Bana göre son derece sıradandı cümlelerim ama çoğu kişinin görmediği bir yanı görüp cümlelerimle ortaya koyduğumda hep gülümseme yayılırdı insanların yüzlerine ve arkasından mutlaka, "hay allah sen var ya..." cümlesi gelirdi genellikle. Ya da buna benzer cümleler.

Kimseyi güldürmek için kullanmazdım cümlelerimi oysa. Söylediklerimi bir başkasından duymuş olsam ben gülmezdim örneğin. Tam tersine hüzün kaplayabilirdi içimi.

İşte bu sebeple iç sesimle konuşmayı öğrendim. Zamanla da bu sesle sık sık konuşma alışkanlığı yabanileştirdi beni.İnsanların bu denli mutlu olabileceklerine hiç inanmadım aslına bakarsanız, ve söylenen her söze, her cümleye gülme ihtiyacının nedenleri üzerine kafa yormaya başladım.

İç sesimle konuştuğumdan rahatsız eden yoktu en azından ve bu sessizliği sevdim. İnsanların kahkahalarla güldüğü olayları bir kez daha anlattım kendime, tebessüm bile edemedim....

Kahkahalarla güldükleri şeyler tamamiyle gerçek olaylardı oysa, ve onları aktarırken güldürme amacıyla dökülmüyordu cümleler dudaklarımdan...

Bir ilizyondu bu, evet bir ilizyon !...

Ben mi ilizyondum onlar mı ? kavrayamıyordum...

İşte tam bu aşamada, sessizleştiğim dönem uzun sürmüşe benziyor ki sıkıldı sevgilim benden. Nedensiz sevilmelerin şarkılarda olduğunun en güzel kanıtıydı sanki duyduğum cümleler. Her şeyde, sevme nedenlerimizde de baş koltuğa kendimizin oturduğunu görmek şaşırtıcıydı.

Çabuk geçti şaşkınlığım, benim veya başkalarının ilizyon olup olmadığıyla ilgilenmiyordum,  yaşamın tamamiyle bir ilizyondan ibaret olduğuna inanmaya başlamıştım artık.

En büyük darbeyi içimde volkanlar patlarken yaşama adapte olmak adına verdiğim savaşta aldığımı fark ettiğimde ipler çözülüverdi...

Sıkılmıştım bu ilizyondan ...

Bırakış o bırakış...

Ardından söyleneceklere hiç aldırmadan yaşamak seçimim oldu.

Sesim yok artık, sesimi kaybettim , konuşmak gerekmiyor ne güzel!

Bilinç ve insan olmanın koşulu oysa konuşmak,

İnsan olmak istemiyordum,

Sırtıma yüklenmiş kaf dağını bırakıp gökyüzüne süzüldüm....

sanem uçar


 Oluşturulma Tarihi: 05.07.2010
Yazıyı Paylaşın!  



 Yorumlar

muhi  05.07.2010
Sanemcim ne güzel bir anlatı bu böyle kendimden öyle çok parçalar var ki bir an muhibbenin karşısında muhibbe anlatıyor ve sırtıma yüklenmiş kaf dağını bırakıp gökyüzüne süzüldüm işte bu cümle çok ama çok önemli ben kaf dağını bırakmayı iyice kafama koydum bu dağı bırakırsam eğer özgürleşeceğim zümrüd-ü ankanın kanatlarında secgimle,dostluğumla,özlemimle düşüncelerimi dans ettirdiğin için teşekkürlerimle....

Alıntı Yap Alıntı Yap



titus andronicus  05.07.2010
Kısacık bir yazıya dünyayı sığdırmak bu olsa gerek.

Gerçekten hemen herkesin farklı da olsa kendine ait izler bulabileceği bir yazı....

Kutluyorum Sanem, dostun olmak gerçekten ayrıcalık...


Alıntı Yap Alıntı Yap


 Yorum Yaz

İsminiz / Rumuz (*)   E-Mail Adresiniz (*)
 
Yorumunuz (*)


Internet'te beyan edilen, yazılan, kullanılan fikir ve düşünceler, tamamen kullanıcıların kendi kişisel görüşleridir ve görüş sahibini bağlar. Bu görüş ve düşüncelerin dolandagel.com.tr sitesiyle hiçbir ilgi ve bağlantısı yoktur. Dolandagel.biz, Yorumcu’nun, Internet üzerinde beyan edeceği fikir ve görüşler nedeniyle 3.kişilerin uğrayabileceği zararlardan ve bu yolda üçüncü kişilerin fiil ve hareketlerinden doğabilecek zararlardan dolayı herhangi bir sorumluluğu bulunmamaktadır. Tüm sorumluluk yorumcuyu bağlamaktadır.

Bu sayfalarda bulunan yorumlar okuyucuların kendi yorumlarıdır. Yazılanlardan sitemiz sorumlu tutulamaz.




 Copyright ©2010 Dolandagel®
Bu site, Sanem Uçar ve Oya Tekin tarafından T.C. yasalarına uygun olarak yayınlanmaktadır. Sitenin isim ve yayın hakları Sanem Uçar ve Oya Tekin’e aittir. Sitede yayınlanan yazı, fotoğraf, harita, illüstrasyon ve konuların her hakkı saklıdır. Burada yer alan yazılı ve görsel içerik, izinsiz olarak, kısmen ya da tamamen kopyalanamaz başka yerde kullanılamaz, izinsiz, kaynak gösterilerek dahi alıntı yapılamaz.

sanal, hayat, öküz, etik , felsefe, müzik, fotoğraf, sinema, resim, sanat, engelli, özürlü, sakat, felç, omurilik, göz, gözlem, aydınlık,alacakaranlık, internet, alem, dünya, kadın, erkek, çocuk, cinsellik, meta, kapitalizm, küreselleşme, karanlık, obje, dizi, modern, şehirli, kentsel, yaşam, blog, terim, derece, kademe, kişisel, gelişim, Kişisel gelişim, Alacakaranlık aydınlar, İçimizdeki öküz, Fotoğraf diliyle kadın, Kırmızı, Şarap, Suçsuzluk, Ruhsuz olmak, Sanal kişilik, Dik akıllı olmak, Meta, Gezgin, Harita, Evren, Var olmak, Etik değerler, Sanatın dili, Hayatın içinden, cinsel obje, Formül, Akıl, Akıllı olmak, Müzik dünyası, Sınıf, Okul, Müzisyen, Fotoğrafçı, Ressamlar, Çalgıların Dili,Gelecek dünya, Bağlam, Künye, Felsefik terimler, Filozof, Doğa, Dil, Yaşamsal alanlar, Kroke, Şiir, Şair, Şiirsel, Türküler, Evrensel, Sokak,Sokak İnsanları, Yaşlı, mail, Günlük, Gülmece, Dergi, kapak, kan, Çalgılar, Sergi, Sefil, yorgun, mutlu, mutluluk, naif, Masumiyet, rastgele, Deniz, yaşamak, Su, mitoloji, mitolojik, ateş, armağan, özel, genel, Suç, Suçlu, Suçsuz, toprak, ana, yar, aşk, ses, sessizlik, sonsuz,yaprak, yas, zor, zorluk, soy, yalan, yalın, seramik, aile, alzheimer, canlı, canlı müzik, fanatik, gazete, hürriyet, haber, joker, kariyer, kral, şeytan, nick, kod,örgü, motif, çığlık, karanlık, zamane, zor, zorlanmak, arena, forum, motet, andante, agora, söyleşi, irade, düş, blogsiform