Sanat ve Biz » Edebiyat » Edebiyatçılar
Konu |
Edip Cansever
8 Ağustos 1928–28 Mayıs 1986
Garip bir şekilde sarıyı çok seviyor Edip Cansever, bende Edip i….
“Viranbağa gidemedik. Dört yıldır, her bahar Viranbağ a gideceğiz, gidemiyoruz… “Seni Viran Bağ a götürmeden ölecek değilim ya “demeleri boş….Edip öldü. Yazılmamış, uzun ada şirini, yaşanacak günlerin en güzellerini değilse de, mutlaka çok şiirlerini, kalemine düşmeyi bekleyen doğmamış armonileri, güne çıkmamış imgeleri bıraktı, öldü. İstanbul u, pasajı, Beşkitaş ı, Bebek i,alkolü, otelleri, hüzünleri, aşkları, acıları, yalnızlıkları, bizleri piç gibi bırakıp öldü.
Sadece ölümü aldı yanına giderken sevgili arkadaşım Edip. Neler almalıyım yanıma dedi, dedi de bir ölümü aldı.
Tutkusuna dokunabiliriz parmaklarımızla. Ölmemiştir. Ama, biçimli uzun parmaklı elleri kadeh ve kalem tutamayacaktır artık. Aydınlık ve sevecen gülüşü, ( r ) leri hafifçe yuvarlayan sesiyle, “Özledim seni reis. Yine özledim “ diyemeyecektir. Öyleyse; ölmüştür.
Anılarda görünür insan, düşlerde görünmez insan Düşlerde görünen anlamlardır Özelliklerdir bir de belli belirsiz Ve İnsansız anı yoktur. Varmıdır?
Sevdiklerimiz azalıyor, bizi sevenler azalıyor, sevilesi insan azalıyor. O zaman işte bütün renkler sarıya kesiyor.
Yok, yok! Ölenle ölünüyor. Eksik, yarım raconsuz ölünüyor ama, her sevgili ölüyle birazdan fazla epeyce ölünüyor”
Füsün Akatlı
Edip Cansever 1928 yılında İstanbul da doğdu. İstanbul Erkek Lisesini bitirip Yüksek Ticaret Okuluna başladı ama bu okulu bitirmeyip kapalı çarşıda ölümüne kadar antikacılık yaptı. Dükkanının bir bölümünde sürekli olarak okur ve bir şeyler karaladığı anlatılır.
İstanbul Erkek Lisesi bir çok anlamda tarihimizde önemli yer tutanların okuduğu bir okul. Çanakkale savaşlarında tüm okul olarak gidilen savaşa, dönen olmadığından mezun verememiş sarı renginin yanına siyahı eklemiştir.Kimbilir sarı renge tutkunluğu okul yıllarından kalma bir alışkanlıktır….
Nokta adlı bir dergi çıkartarak ilk şiirlerini burada yayınlamıştır.Bunlar hali keyfi yerinde bir delikanlının tatlı avarelikleridir.
1950 den sonra varoluşçu felsefenin etkisinde kalacak ve şiirlerini bu akıma uygun olarak yazmaya başlayacaktır.Ve doğal olarak ta bu yeni kimlikle edebiyatımızda önemli bir yer tutan ikinci yeni şiirinin öncülerinden olacaktır.
YENİLİŞ
Açılmamış bir şarap şişesiydim Ki öyle kaldım Acımı köpürtmedim İçime sağdım Gözyaşlarımı göstermedim Ki sildim Özgürlüğüm beni tutsak düşürdü Başaramadım
İçimde kara kara bulutlar sallandı Ki sallandılar Dışarı yağamadım
Ve yenildim ve sustum.
Varoluşçu felsefenin biraz karanlık rengine rağmen bir mektubunda şöyle diyor Edip Cansever;
“ Bizlere dadanan her yakıcı umutsuzluk, her küstah acı, bir güzelliğe, bir yaşama sevincine dönmek zorundadır ister istemez. Anlamda bizde, anlamsızlıkta…”
YAŞAMAK TELAŞI
Hiç böyle ısınmamıştım; Daldaki vişneye, Vitrindeki aydınlığa, Salça kokusuna mutfağımın, Akan dereye, uçan buluta, Hiç böyle ısınmamıştım yaşamaya.
Haksızda değil hani Cemal Süreya;
"Yeşil ipek gömleğinin yakası Büyük zamana düşer Her şeyin fazlası zararlıdır ya Fazla şiirden öldü Edip Cansever." derken
ŞİİR KİTAPLARI
İkindi Üstü (1947) Dirlik Düzenlik (1954) Yerçekimli Karanfil (1957) Umutsuzlar Parkı (1958) Petrol (1959) Nerde Antigone (1961) Tragedyalar (1964) Çağrılmayan Yakup (1966) Kirli Ağustos (1970) Sonrası Kalır (1974) Ben Ruhi Bey Nasılım (1976) Sevda ile Sevgi (1977) Şairin Seyif Defteri (1980) Yeniden (1981) Bezik Oynayan Kadınlar (1982) İlkyaz Şikayetçileri (1984) Oteller Kenti (1985)
Gül dönüyor Avucumda, ölümünden 1987 yılında çıkmıştır. Yerçekimli Karanfil ile 1958 yılında Yeditepe Şiir Armağanını, Ben Ruhi Bey Nasılım? İle 1977 yılında Türk Dil Kurumu ödülünü, Yeniden ile 1982 de Sedat Simavi Edebiyat Ödülünü almıştır.
sanem uçar
|
Oluşturulma Tarihi: 04.03.2010 |
 |
|
|
|
Fotoğraf Galerisi |
|
|