Gündem

 Konu

İçimizdeki Öküzden Nağmeler!- Oya Tekin

Milli Çüş Hareketi! Bu da ne diyeceksiniz şimdi eminim. Ama inanın Sanem de öyle söylemişti msn imzamda "İçimde ki öküze lanet olsun" yazısını görünce.

icimizdekiokuz.jpgAslında son zamanların Murosu’na bir göndermeydi benimkisi bu sözü imzama yazarken. Kurtlar Vadisi’nin Muro karekterinin sinema filminin vizyona ilk girdiği gün kendimce bir yakarıştı. "Nalet Olsun İçimdeki İnsan Sevgisine" diyordu Muro. Ve nerdeyse sloganlaşan bu cümle benim kanımı dondurduğu için ciddi ciddi sorgulanmasını istedim. Bazen yaparım bunu yakarışım ya MB’de ( Milliyet Blog)  yazdığım yazılarıma yansır ya da tek cümlelik msn imzama.

Bir terörist içindeki insan sevgisiyle bir anda devrimci oluyor. Devrimcilik ne zamandan beri bu kadar ucuzladı? İnsan ne zaman sevginin içini boşaltı? Öldürmek eylemi sevgiyle ne zaman eşleşir oldu? Bir bedende iki ayrı duygu sevgi ve ölüm taşınabilir mi? Ya da teröristler ne zamandan beri komikleştirilerek insanların sevgisini kazanır hale getirildi? İnceden inceye verilen mesajı şimdi uzun uzun sorgulamaya kalkarsam içimde ki öküz konuşmaya başlayarak isyan edecektir. Kurtlar Vadisi Dizisini izlemiyorum ama izlemesem de hemen hemen var olan televizyon programlarının gündemini takip ediyorum. Bu kadar üzerinde durulan bu karakterin de içini araştırmak için geçmiş bölümleri tararken ne yazık ki bu acı can acıtıcı çizgiyle karşılaştım. Bu yüzden oynanan filme de yansıyan bu sloganlaşan sözün " devrimciliği" inceden inceye aşağıladığının bilmem kaç kişi farkında. Tabii terörist kimliğinden arındırılarak sempatikleştirilen Muro’yu hiç saymıyorum. Bununla ilgili daha önce Milliyet Blog’ta yazılarım oldu tekrar aynı şeyleri dile getirmeyeceğim.

Kısaca "İçimde ki Öküze Nalet olsun" derken bir anda Sanem yok Oya "hay benim içimdeki öküze" demelisin diyince msn imzam biraz versiyon değiştirdi.  Saneme göre yeniçağın felsefik akımını da yaratmış oldum bu söylemlerimle. :) Ardından imzamın ilgisiyle bir arkadaşım kulakları çınlasın bu sözün bir kitap adı olduğunu ve aslınında "İçinizdeki öküze oha diyin?" olduğunu söyleyince Sanemle iki gün sonrasında nasıl bir kitapmış bu yahu bir bakalım diyerek biraz araştırma yaptık. Ve işte çarpıldığımız kitaptan alıntıların olduğu cümleler;

Kişisel Gelişim kitaplarının bulunduğu raflar günden güne büyüyor, genişliyor ve insanları başarmaya; kazanmaya, zengin olmaya mecbur bırakarak hayvanlaştıran bu papazlara kimse "Oha!" diyemiyor!
 
Kaderine meydan okuyan; kararlı, gururlu, kaybetmeyi sevmeyen, düşük karakterli insana "Modern İnsan" deniyor. Şeytanın dervişleri, kişisel gelişim kitaplarında kazanma hırsıyla yanıp tutuşan üç kuruşluk adamların, önüne geleni kazıklayarak tırmandıkları zirve yollarını gençlerimize iyi bir haltmış gibi anlatarak binlerce başarı öyküsü ürettiler, kötü örnek oldular. Sektör, aldı başını gidiyor. Kişisel Gelişim Kursları, konferans ve seminerlerine inanılmaz talep olduğundan dolayı korkunç paralarla bilet kesiliyor. Bu yeni dinin ayetleri, peygamberleri, hadisleri, kutsal kitapları, evliyaları, türbeleri, ritüelleri var. Bu yeni "Kişisel Gelişim Dini " sayesinde dünyada "Huzur içinde çorbasını içebilen" mutlu, küçük adam kalmadı.
Artık okuma yazma bilmeyen sıradan, iddiasız bir adam bile; İçindeki Dev’i çıkardığında, bilimsel buluş yapabileceğine, Mars’tan taş getirebileceğine ve başbakan olabileceğine inanıyor...
‘Modern insan sabah evden çıkınca gördüğü her şeyin sahibi olmak istiyor. Kadın, araba, mevki, güç... O, her şeyin sahibi olabilecek kapasitededir çünkü. Onlara ulaşmak için bütün yolları deniyor. Sabahları uyanır uyanmaz tüm dünyaya av hayvanı gibi bakan, kazanmaya kilitlenmiş para avcısı insanlar topluluğuyla nasıl birlikte yaşayacağız? Bunlara nasıl ‘Çüş’ diyeceğiz, kim diyecek?’ diye soran Akyürek şöyle devam ediyor: ‘Milli Çüş Hareketi’ni başlatmakta ne kadar gecikmişim yeni anlıyorum ve bin dört yüz yıl öncesine gidip kaldığımız yerden devam edersek kaybettiğimiz yüzyılları geri kazanacağımızı sanıyorum. Bilginin din olduğu bu çağda, internet manyaklığı çocuklarımızı dizlerimizden, öpücüklerimizden koparıp odalarına hapsetti. Çocuklar odalarında yalnız ama bütün dünyayla baş başa kalıyor. Çilesiz bilgi kalıcı değildir. Acı çekmeden öğrenilen her cümlenin kanadı vardır, ilk fırsatta uçar. Bildiklerimizin kanatlı olmasını istemiyorsak öğrenirken kendimizi yolmalıyız. Bu iş CD izlettirmek, internetten kopyalamak, slayt göstermekle olmaz. Bunu anladığımız gün, emin olun ki çocuklarımız diplomalı cahiller olmaktan kurtulacaklardır.’


Bu sözlere çarpılınca her zaman araştırma yapan biz Yazarını düşünmedik bile. Etkilenmemek mümkün mü zaten? Kaybedilenlere özlem duyduğumuz duygular ve gerçeklerin nedenleri dile getiriliyor. Siz de bir "Milli Çüş Hareketi"’nin olmasını savunanlardansınız ister istemez tamam işte diyorsunuz? Zaten dedirten de cinsten söylemler bunlar. İşte bu yüzden adı biran çağrışım yapsa da üstünde durmadım Yazarın. Sanem’de aynı şekilde önemsemedi. Daha fazla araştırmadan bu cümlelerle merakımızı yenme kararını daha o anda verdik.

Uç noktalarda çok kitaplar okumuşumdur ama yine de bir yazarı bilerek eser almayı tercih edenlerdenim. Malum son zamanlarda önüne gelen yazar oluyor. (örnek; bkz-Mankenler ) Buna rağmen bu cümleler hiç tereddütsüz bizi bu kitaba yönlendirdi. Ve konumuzu da buna göre belirledik. Evet, bu kitap alınacak, okunacak, irdelenecek sitemizin gündemi olacaktı. Bu hızla hemen ertesi gün ikimizde kitapçılardan kitabı temin etmeye çıktık.

Girdiğim ilk kitapçıda kitabı sormadan birden aklıma munzurluk geldi. Hoş bu benim genel halimdir. İnsanların tepkilerini gözlemlemek, olaylara verdikleri tepkileri duyularımla ölçmek benim genel yapım içinde yer alan bir özelliğim olduğu için duramam, duramadım da. Satıcıyla aramda geçen diyalogu aynen geçiyorum.

— Merhaba
— Buyurun bayan
— İçinizdeki Öküze Oha diyin!
— Pardon anlamadım?
— içimizdeki Öküze Oha diyin!
— Hıı...

Bakışlar şaşkın, garip bir ifadeyle yüzüme bakan adamcağız afallamış halde bir şeyler söylemek için ağzını açmadan ben erken davrandım. Daha fazla kıvranmasına ya da gerginlik olmaması adına Bülent Akyürek’in kitabı "içinizdeki öküze oha diyin." "Bunu arıyorum da, bu gece bulmam şart ve okumam, mümkün mü?" diyince önce rahatladı sonrada yayın evini arayarak sordurdu. "Bir iki saat içinde gelecek şu saatte gelirseniz kitabınıza kavuşursunuz " dedi. Ben yine aynı munzurluk havamda "aa evet içimdeki öküze de kavuşur muyum" demekten kendimi alamadım. Sonrada espri yaptığımı belirterek ayrıldım verdiği saatte yeniden gelmek üzere kitapçıdan.

O saatte geldiğimde kitabım hazır beni bekliyordu. Kitabın heyecanından satıcıya yeni bir munzurluk yapmaya kafamı yoramadığımdan kitabı alır almaz okumaya başladım.

Önce tabii aynen kaldım. Yazarın Yılgın Türkleri yazan Yazar olduğunu okuyunca. Bir yerden bir yerden diyordum ama Öküze kilitlenince çıkaramamıştım adı bana çağrışım yapan bu yazarı. Ardından İslami temellere dayanan bir kitapla karşı karşıya olduğumu görünce kendimi gülmeden alamadım. Çünkü Sanem’in kitapla tanışmasında vereceği tepkiler gözümün önünde canlanıyordu.

Ve kitabın iç sayfalarına daldım o ayetlerle temellendikçe düşüncelerini bir yandan gülüyor bir yandan da yazarı anlamaya çalışıyordum. Tabii bunları yürürken yaptığımı belirteyim. Yolda kendi kendine gülen bir tip ben. Böyle tipler diğer insanlar tarafından ne kadar yadırganır bilirsiniz. Ama böyle şeylere aldırış etmediğimden takıldığım tek şey Sanem’in kitapla tanışmasında yüzüne yansıyacaklarıydı. Buna çok gülüyordum işte. Asıl güldüğüm de buydu. :) Tabii aynı bakış açılarından bakarken, temellendiriş şekillerini görmekte ayrı bir eğlenme kaynağım oldu yazarın.

Sanem’i arayıp büyük bir kahkahaya onu da katmalı ve keyifle kitabın yansıyanlarını anlatmalıydım bunun için eve attım kendimi hemen. Yoldan da arayıp söyleyebilirdim ama katıla katıla gülmem lazım... Eve gelir gelmez Sanemle kitabımız hakkında konuşmaya başladık.

Efendim canım
Kitabı aldın mı?
Evet
Peki, baktın mı?
Yok, daha incelemedim
İyi o zaman sakin sakin kitapla tanış olur mu canım
Nasıl yani, Kötü mü?
Yok, aksine tam bizlik ama
Aması ne?
Ayetlerle içimizdeki öküzü arındırmamız gerekiyor
Neeeee

Ve anlattım kitabın İslamcı yanını. Sanem telefondan hemen sonra kitabın büyük bir bölümünü okuyup tekrar beni aradı bir yandan gülüyor bir yandan " biz bu kitabı sitemizi açar açmaz ilk gündemimiz yapmakla ya batacağız ya çıkacağız bu ne Oya?" Tabii bu bizim kitapla olan iletişimimizin sonrasında yansıyacaklarının yani kalemimizden alacağı nasibe verdiğimiz aslında yazara esprili bir göz dağı verme tarzımızdı. Bizi bilen bilir kalemimize takılanın vay haline.

Sonrasında keyifli geçen bir kitap okuma yarışına girdik. Benim felsefik akımım Sanemin tabiriyle gündemimize oturdu. Şimdi de sizlerin gündemine oturtuyoruz "Milli Çüş" hareketini. 

Ve şimdi sizde merak edin içinizdeki öküz ne tür nağmeler sunuyor ve İslamcı pencereyle sunulan böylesi bir kitaptan neden vaz geçmedik? Bu kitabın anlatmak istediklerinin neresini doğru buluyor, nesini sorguluyoruz? Kişisel gelişimcilerin karşısında olan bu kişiye hangi mantıkla yaklaşarak kendi felsemizde yoğuruyoruz ve sizlere sunuyoruz? Hepsinden önemlisi yazarın altını ısrarla çizdiği "Penis kafalılar" kimlerdir, penis kafalı olmak ne demektir? Hemen de yanlış anlaşılmasın bu bildiğiniz penislerden değil!

İşte tüm bunların cevabını bulmak istiyor ve gündemimiz de sizlerde söz sahibi olmak istiyorsanız bu bölümü sakın kaçırmayın. Unutmayın hepimizin içinde bir öküz var; kimi zaman nağmeler sunarken kimi zamanda lanetler yağdırabiliriz o öküze!

Şimdi bunu hep beraber tanımaya var mısınız? İçimizde ki öküzü tanıyalım ne nağmeler döküyormuş bir bakalım. O zaman haydin yorumlara...

Oya Tekin



 Oluşturulma Tarihi: 01.01.2009
Yazıyı Paylaşın!  


 Fotoğraf Galerisi



 Etiketler
içimizdeki , öküz , nağmeler , milli , çüş , hareketi ,

 Yorumlar

Alper  04.01.2009
Bu yazıyı okuduktan sonra insanın o kitabı alıp okuyası geliyor. Reklamın kötüsü olmaz durumu gerçekleşiyor. Bence hesaba katılmalı:

Alıntı Yap Alıntı Yap


sanem  04.01.2009
Bu da bir olasılıktır, hesaba katıldı emin olabilirsin canımcım, ameliyata başladığımızda yanımızda olursun hiç olmazsa:

Alıntı Yap Alıntı Yap


ANGELSTARR  07.01.2009
DOALNDIK AMA GELIYORUZ AZ KALDI.....VAY BE AFFERIN TEYZEYE YAAAAAA AMA NE TEYZEMIS VARMIS... OYA TEYZE... IKINIZEDE TEBRIKLER . OPULDUNUZ... HAYIRLI UGURLU OLSUN.

Alıntı Yap Alıntı Yap


 Yorum Yaz

İsminiz / Rumuz (*)   E-Mail Adresiniz (*)
 
Yorumunuz (*)


Internet'te beyan edilen, yazılan, kullanılan fikir ve düşünceler, tamamen kullanıcıların kendi kişisel görüşleridir ve görüş sahibini bağlar. Bu görüş ve düşüncelerin dolandagel.com.tr sitesiyle hiçbir ilgi ve bağlantısı yoktur. Dolandagel.biz, Yorumcu’nun, Internet üzerinde beyan edeceği fikir ve görüşler nedeniyle 3.kişilerin uğrayabileceği zararlardan ve bu yolda üçüncü kişilerin fiil ve hareketlerinden doğabilecek zararlardan dolayı herhangi bir sorumluluğu bulunmamaktadır. Tüm sorumluluk yorumcuyu bağlamaktadır.

Bu sayfalarda bulunan yorumlar okuyucuların kendi yorumlarıdır. Yazılanlardan sitemiz sorumlu tutulamaz.



 Copyright ©2010 Dolandagel®
Bu site, Sanem Uçar ve Oya Tekin tarafından T.C. yasalarına uygun olarak yayınlanmaktadır. Sitenin isim ve yayın hakları Sanem Uçar ve Oya Tekin’e aittir. Sitede yayınlanan yazı, fotoğraf, harita, illüstrasyon ve konuların her hakkı saklıdır. Burada yer alan yazılı ve görsel içerik, izinsiz olarak, kısmen ya da tamamen kopyalanamaz başka yerde kullanılamaz, izinsiz, kaynak gösterilerek dahi alıntı yapılamaz.

sanal, hayat, öküz, etik , felsefe, müzik, fotoğraf, sinema, resim, sanat, engelli, özürlü, sakat, felç, omurilik, göz, gözlem, aydınlık,alacakaranlık, internet, alem, dünya, kadın, erkek, çocuk, cinsellik, meta, kapitalizm, küreselleşme, karanlık, obje, dizi, modern, şehirli, kentsel, yaşam, blog, terim, derece, kademe, kişisel, gelişim, Kişisel gelişim, Alacakaranlık aydınlar, İçimizdeki öküz, Fotoğraf diliyle kadın, Kırmızı, Şarap, Suçsuzluk, Ruhsuz olmak, Sanal kişilik, Dik akıllı olmak, Meta, Gezgin, Harita, Evren, Var olmak, Etik değerler, Sanatın dili, Hayatın içinden, cinsel obje, Formül, Akıl, Akıllı olmak, Müzik dünyası, Sınıf, Okul, Müzisyen, Fotoğrafçı, Ressamlar, Çalgıların Dili,Gelecek dünya, Bağlam, Künye, Felsefik terimler, Filozof, Doğa, Dil, Yaşamsal alanlar, Kroke, Şiir, Şair, Şiirsel, Türküler, Evrensel, Sokak,Sokak İnsanları, Yaşlı, mail, Günlük, Gülmece, Dergi, kapak, kan, Çalgılar, Sergi, Sefil, yorgun, mutlu, mutluluk, naif, Masumiyet, rastgele, Deniz, yaşamak, Su, mitoloji, mitolojik, ateş, armağan, özel, genel, Suç, Suçlu, Suçsuz, toprak, ana, yar, aşk, ses, sessizlik, sonsuz,yaprak, yas, zor, zorluk, soy, yalan, yalın, seramik, aile, alzheimer, canlı, canlı müzik, fanatik, gazete, hürriyet, haber, joker, kariyer, kral, şeytan, nick, kod,örgü, motif, çığlık, karanlık, zamane, zor, zorlanmak, arena, forum, motet, andante, agora, söyleşi, irade, düş, blogsiform