Gündem
Konu |
İnternet Aşkı
Çağımızın teknoloji çağı olduğunu kabul etmeyen yoktur sanırım.Teknolojiye karşı olmak yada olmamak bu gerçeği pek değiştirmiyor. Bir çok anlamda teknoloji hayatımızı kolaylaştıran bir olgu olmasına rağmen anlamsızlaştıran bir yapıya da sahip.
Özellikle internetin önlenemez hızlı yükselişi karşısında başımızın dönmesi söz konusu. Her ne kadar zaman zaman bu anlamda bir sürü serzenişte bulunsak ta hepimiz bizi bu kuşatan bu ağın içersindeyiz. Bir çok tehlikeyi içinde barındırabilen bu olgudan yara almadan kendimiz adına olumlu adımlar atabilmek söz konumudur? Yoksa bu hızlı çarkın içinde hepimiz yok olmaya, yada değişmeye mahkummuyuz? Bu sorunun yanıtları nelerin yanlış yada tehlikeli olduğu konusunda fikir sahibi olmakla doğru orantılıdır diye düşünmekteyim. Sevgili dostumuz Adan Karlı kendi bloğunda bu konuya ilişkin güzel bir yazı yazmış. Bu yazıyı alıntı olarak buraya alıp hem yazı üzerinde hemde genel anlamda diğer konularda tartışmak amacıyla yeni bir gündem oluşturduk.Eğer bir isim vereceksek gerçekten büyük bir aşkı ifade etmesi sebebiyle "internet aşkı" diyelim gündemimize. "Bir kaç gündür bir çok şeye kafayı takmış durumdayım ve ister istemez düşünme durumunda oluyorum bu konuda.
Her zamanki alışkanlıklarımı da yerine getiriyorum.
İşime gidiyorum, zamanım varsa atölyeme uğruyorum, müzik dinliyorum bir taraftan ama düşünmek eylemi yaptığım her işte benimle.
Gazete okuma alışkanlığımı da yitirmedim,internetten de takip ettiğim yerler olmasına rağmen gazete okumanın o hışırtılı sesini seviyorum.
Genel anlamda okumak sanırım hiç vaz geçemeyeceğim alışkanlıklarımdan. Ne olursa, nasıl olursa okumayı seviyorum.Artık yazarları takip etmek oldukça zorlaştı. Hemen hergün yeni isimlerle karşılaşabiliyorsun.Kitap okumanın herşeye rağmen sağlıklı bir yol haritası var.
Okumaya karşı garip bir ilgi içersindeyseniz, bilgisayarınızın başında bile okuyabileceğim alanlara gitmek benim tercihlerimden oluyor. Ve bu inanılmaz dünya öyle çok yazılarla dolu ki...Dünyadaki bütün insanlar bir yazar edasıyla her yeri kaplamış durumdalar.
Kaçınılmaz gerçeklerimizden biri bu. Korunmanın yolu yok, korunmak kişinin geçmişinin doluluğuyla doğru orantılı. Eğer birazcık boşsa o geçmiş,çok kolaylıkla bir sürü yanlış düşünceye kapılmak olası.
Büyük düşünür Nietzsche, en büyük eserim dediği Böyle Buyurdu Zerdüş ü anlatmaya çalışırken, orada yazılanları anlayabilmenin zorluğunu bildiğinden bir yer açmıştı anlayamayanlara ve anlamak isteyenlere, tabii kendi diliyle;
"Fısıldanan sözlerdir fırtınayı getiren; güvercin ayaklarıyla gelen düşünceler yönetir dünyayı.
Bu gibi şeyler ancak en seçkinlerin kulağına ulaşır; burada dinleyici olabilmek eşsiz bir ayrıcalıktır."
Evet dinleyici olabilmek bile büyük bir ayrıcalıkken artık insanlar düşünür edasıyla anlamsız, gereksiz, cümleleriyle düşünür ve yazar konumundalar kendilerince.
İşte bu sağda solda mitoz bölünmeye uğrayarak çoğalan yazıcıklar arasında doğruyu bulabilmek, doğru insanı takip edebilmek, keşfetmek gün geçtikçe zorlaşmakta.
Öylesine yanlış, yanılgı yayan yazılarla karşılaşıyorum ki, bazen müdahale etme gereği duyuyorum yine Nietzsche den aldığım bir güçle.
"Yanılgı körlük değildir, yanılgı korkaklıktır."
Kendi dünyasında doğruyu bulamamış, ama doğru olduğuna inanan, büyük bir olasılıkla çevresinden de destek gören onlarca kişi yanılgılarıyla etrafa korkaklıklarını da yansıtıyorlar ve kimse farkında değil.
Diyebilirsiniz ki bu yazdıkların ne oluyor?
Evet burası bir blog, yani bana ait bir günlük...
Hiç bir idaam olmadan , yazar sıfatına hiç soyunmadan , kişilere bilgi vermeyi yada bir şeyler öğretmeyi düşünmeden iç sesimle yaptığım konuşmaların izdüşümü...
Yüzümü gülümseten kişilerde var,iyi ki var, ve onlar yine Nietzsche nin ;
"Bilgide her kazanç, ileriye atılan her adım yüreklilikten gelir, kendi kendine karşı sertlikten, dürüstlükten gelir"
düşüncesiyle hareket etmiş olmalarından kaynaklanıyor." (Adan Karlı)
Yazının orjinaline ulaşmak için tıklayınız
|
Oluşturulma Tarihi: 03.12.2009 |
 |
|
|
|
Fotoğraf Galerisi |
|
|